20 Mayıs 2015 Çarşamba

Enes bin Malik (ra)



عَنْ اَنَسٍ رَضِىَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ خَدَمْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَشْرَ سِنِينَ فَمَا قَالَ لِي
اُفٍّ وَلَا لِمَ صَنَعْتَ وَلاَ اَ لاَّ صَنَعْتَ

Hz. Enes b. Mâlik radıyallahu anh’ın şöyle dediği nakledilmiştir: “Peygamber aleyhisselâm’a on yıl hizmet ettim. Bu süre zarfında bana bir kere bile ‘öf’ demedi (en küçük bir azarını bile işitmedim). Yaptığım bir şeyden dolayı, ‘Onu niçin öyle yaptın?’; yapmadığım bir şeyden dolayı da, ‘Onu niçin yapmadın?’ demedi (Beni eleştirip rencide etmedi).”
(Buhârî, Edeb:39; Müslim, Fedâil:13)
 Rabbimiz (c.c) şanlı Kur’ânında, Sevgili Elçisi’ni (s.a.s) överken, “Muhakkak ki sen yüce bir ahlâka sahipsin.” buyurmaktadır.[1] Bu öyle muazzam bir ahlaktır ki, sahibini asaletin ve nezaketin zirvesine kanatlandırmıştır. Çocukluğundan itibaren yanında kalan Hz. Enes’e (r.a), on sene boyunca hoşgörüyle muamele edip hiçbir eleştiride bulunmaması bu asalet ve nezaketin en güzel örneklerindendir.

                                                                                                        (Erol Demiryürek) 

Hz. Peygamber (sav)'in Şairi: Hassan bin Sabit

      

 Arapların en büyük şairlerinden biri olan Hassan bin Sâbit yeni Müslüman ol­muştu. O sıralar müşrik şairler, hicivleriyle Müslümanlara dil uzatıyor, rahatsız ediyorlardı. Müslümanların bu müşrik şairlere cevap verecek bir şaire ihtiyaç­ları vardı. Zira o zamanlar Araplar şiire çok önem veriyorlardı. Böyle bir şairin arandığını duyan Hassan bin Sâbit hemen Re­sû­lul­lah’ın huzuruna vardı. Dilini eliyle tutarak, “Yâ Re­sû­lal­lah! İşte ben size dilimle yardım etmeye hazırım, on­ları hicvederek haklarından gelirim!” dedi.[1]
Fakat hicvederek yerin dibine batıracağı kimseler, Peygamber Efendimizin de mensubu olduğu Kureyş kabilesindendi. Onları hicvederken sözün Re­sû­lul­lah’a dokunması ihtimali vardı. Allah’ın Resûl’ü bu duruma şu sözlerle işaret et­ti:
     “Sen onları nasıl hicvedeceksin? Biliyorsun, ben de neseben onlardanım.”
     Hassan bin Sâbit bu sözlere şöyle cevap verdi:
      “Yâ Re­sû­lal­lah, ben şiirlerimde mukaddes şahsiyetinizi hamurdan kıl çeker gibi Kureyş müşrikleri arasından nezaketle çeker, çıkarırım.”[2]
        Bunun üzerine Re­sû­lul­lah (a.s.m.) ona izin verdi. Fakat müşriklerin neseple­rini öğrenmek için Hz. Ebû Bekir’den istifade etmesini söyledi. Çünkü sahabiler arasında nesep ilmini en iyi bilen Hz. Ebû Bekir’di. Hz. Hassan bundan böyle hicivleriyle müşriklere hücum etmeye ve Müslümanları rahatlatmaya başladı. Sadece müşrikleri hicvetmekle kalmıyor, okuduğu şahane şiirlerle Peygamber Efendimizi ve İslam’ı methederek müminlerin gönüllerinde ulvi heyecan dal­gaları meydana getiriyordu. Bir şiirinde şöyle diyordu:
        “Re­sû­lul­lah’ın pak alnı karanlık içinde göründüğü zaman, ortalığa nur saçan, karanlığı izale eden lamba gibi görünür.”
         Hicret esnasında Müslüman olan Hassan bin Sâbit bu sırada 60 yaşındaydı. Medine’nin köklü kabilelerinden biri olan Hazreç kabilesine mensuptu. Asılla­rı ise Yemen tarafından gelmişti. Diğer taraftan Peygamber Efendimizle de uzaktan akrabalığı vardı.
      İslam’la müşerref olduktan sonra şiirlerinde gayriislami temaları terk etmiş, tamamen İslami mevzularda şiir söylemeye başlamıştı. O gerek müşrikleri hic­veden ve gerekse Re­sû­lul­lah’ı müdafaa ve metheden şiirlerinde öylesine başarı­lıydı ki, artık “Re­sû­lul­lah’ın Şairi” unvanıyla anılmaya başlanmıştı.

       Hayatı boyunca Re­sû­lul­lah’ı şiirleriyle memnun eden Hassan bin Sâbit, onun vefatının ardından duyduğu derin kederi yine yazdığı mersiyelerle dile getiri­yordu:

“Artık senin vücudunu topraklar mı örttü?
Keşke senin yerine kara topraklara giren ben olaydım!
Senin vefatından sonra Medine’de insanlar arasında mı yaşayacağım?
Ah, keşke doğmaz, dünyaya gelmez olaydım!”

Hz. Aişe Annemizi Tanıyalım....


Mü'minlerin Bilge Annesi: Hz. Aişe (r.anha)

        
Kur’an’a göre Hz. Peygamber’in hanımları müminlerin anneleridir. Peygamber hanımı olmanın da farklı bir sorumluluğu vardır. Hz. Peygamber’in hanımları arasında Hz. Aişe müstesna bir yere sahiptir. O, ilmî şahsiyeti ve sosyal faaliyetleriyle ön plana çıkmış, müminlerin bilge annesi ve fıkıhçı kadınların öncüsü olmuştur.

Meleklerin Haya Ettiiği Sahabi: Hz. Osman


Hz. Ali'den özlü sözler...

Faziletlerin başı ilimdir.
Fazilet sahibinin kıymetini, ancak fazilet sahibi bilir.
Fırsat karınca yürüyüşü ile gelir, yıldırım hızı ile gider.
Fikir çatışmalarından hakikat çıkar.
Fikir sahibi her şeyden ibret alır.
İlim meclisi cennet bahçesidir.
İlim tükenmez bir hazine, akıl eskimek bilmez bir elbisedir.İlimden başka herşey azaldıkça değeri yükselir, ilim ise çoğaldıkça  değeri yükselir.İlmin bereketi güzel ameldir.İlmin veraseti olmaz, ölülerinizin kemikleriyle övünemezsiniz.
İnsanı vaktinden önce yıpratan bir şey varsa o da tembelliktir.
İnsan belayı dilden bulur.
İnsan cahil olduğu şeyin düşmanıdır.
İnsandaki edep, onun altınından daha iyidir.
Önder önce kendini eğitmeli, sonra diğerlerini. Önce kendi edebiyle örnek olmalı, sonra öğüt ve nasihatla.